Bağ Tarımı

Bağ Tarımı
Bağ Tarımı

Bağ Tarımı ya da Bağcılık, şaraplık üzüm veya sofralık üzüm yetiştirmektir. Bu, hasat gününe kadar tüm tarımsal araştırmaları, kültürel işlemleri yapmak ve üzüm yetiştirme tekniklerini uygulamaktır. 

Ancak, şarapçılık ise, sadece şarap yapımı için üzüm yetiştirmek değildir, aynı zamanda hasattan sonra şarap yapımı için devam eden karışık işlemler içerir. 

Araştırmalara göre, ilk üzüm üreticileri MÖ 6.000-8.000 döneminde Yakın Doğu’da bulunmuştur. Yunan mitolojisine göre, eski tanrı Dionysos, Asya’dan Yunanlılara bir asma fidanı getirmiştir. Antik Yunanistan’da bulgulara göre ilk sistemik asma üretimi M.Ö. 4.000 civarında başlamıştır. M.Ö 2.000’den bu yana ülke ekonomisinde önemli bir rolü ve ekonomiye katkısı vardır. Bazı araştırmacılara göre, asma bitkisi 13. yüzyıldan itibaren Girit’ten Sicilya’ya ve sonra da tüm Avrupa’ya yayıldığına inanırlar.

Dünya Atlası’na göre, toplam 5 ton üzüm üreten ilk 5 ülke şunlardır:

  1. İtalya
  2. Fransa
  3. Amerika Birleşik Devletleri
  4. ispanya
  5. Çin

Ancak, bağ tarımı için başka kaynaklar Çin’in dünya çapında en büyük üzüm üreticisi olduğunu belirtiyorlar. 

Asmadan elde edilen ürünler sofralık üzüm, kuru üzüm, şarap, üzüm suyu, şıra, asma yaprağı ve üzüm sirkesidir. Tabii ki, bunların her birini üretebilmek için farklı çeşitler kullanılmaktadır. Türkiye’de Şarap Yetiştiriciliği makalemizi de okumalısınız. Ülkemizin çeşitli bölgelerinde gövdesi yüksek kaliteli üzümler üretilmektedir.

Bağ Tarımı Anaç ve Çeşit Seçimi

Bağ tesisinde en önemli aşamalardan birisini de anaç ve çeşit seçimi oluşturmaktadır. Çünkü tesisin uzun ömürlü ve ekonomik bir yatırım olması buna bağlıdır. Başlangıçta anaç ve çeşit, ne kadar isabetli ve uygun seçilirse başarı oranı da o kadar fazla olur. Bu seçimin, yörenin iklim ve toprak şartlarını gözönünde tutarak büyük bir dikkatle yapılması gerekir.

Günümüzde değişik toprak tiplerine adapte olabilen, kurağa, kirece, tuzluluğa, flokseraya ve nematodlara dayanıklıkları ile yerli asmalarla uyuşmaları farklı olan bir çok anaç çeşidi bulunmaktadır. Örneğin Vitis berlandieri Amerikan Asma türünün özellikleri; floksera, mildiyö ve siyah çürüklüğe çok dayanıklı, kuraklığa ise dayanıklı bir türdür. En olumsuz özelliği köklenmesinin zor olması (%5) ve soğuğa orta derecede dayanmasıdır. Ayrıca kireç içeriği yüksek topraklarda ve kumlu topraklarda kuvvetli gelişir. Yeni anaçların elde edilmesi yönündeki çalışmalar devam etmektedir. Kurulacak bağın uzun ömürlü oluşu, asmanın verimliliği ve mahsulünü olgunlaştırması anacın uygun seçilmesine bağlıdır. En uygun anaç seçimi toprak analizleri sonucu ile arazinin yapısı ve kültürel durumu incelenerek yapılmaktadır.

Anaç seçimi kadar çeşit seçimi de tesiste önemli aşamalardan birisidir. Uygun olmayan çeşit seçimi durumunda, sonraki dönemlerde çeşidin değiştirilmesi gerekebilir. Bu da para ve zaman kaybı demektir. Kültür asmasının anavatanı içinde yer alan ülkemizde pek çok çeşit bulunmakla birlikte bunlardan çoğunun ekonomik değeri yoktur. Seçimde özellikle bölgeye iyi adapte olmuş veya adapte olabilecek ekonomik çeşitler üzerinde durulmalıdır. Öncelikle çeşidin, yöre iklimine uygun olması gerekir. Sıcaklık toplamının düşük olduğu yörelerde geççi çeşitlerle çalışıldığında üzümler olgunlaşmaz, sonbaharın ilk donlarından zarara uğrayabilirler. Genel olarak sıcak bölgelerde erkenci, serin ve kuzey bölgelerde geççi çeşitler tercih edilmelidir. Bu konuda toprak yapısıda belirleyicidir. Sıcak bölgelerdeki verimli taban topraklarında kurutmalık çeşitler tercih edilirken, serin bölgelerdeki kıraç ve fakir topraklarda kalitenin önem taşıdığı sofralık veya şaraplık çeşitlere öncelik verilmelidir.

Bağ kurmak için seçilecek üzüm çeşitlerinde şu özellikler aranmalıdır

  • 1-Seçilen çeşit iklim istekleri yönünden yörenin iklimine uygun olmalı,
  • 2-Yörede ekonomik olarak tercih edilen çeşitler olmalı,
  • 3-Seçilen çeşit, üretim amacına uygun olmalı (sofralık, şaraplık, şıralık ve kurutmalık)
  • 4-Döllenme biyolojisi yönünden seçilen çeşitler birbirine uygun olmalıdır,
  • 5-Bir bağ, kendine verimli üzüm çeşitleriyle kurulduğu zaman her çeşit ayrı ayrı parseller halinde dikilmelidir. Çünkü her çeşidin budanması, gübre ihtiyacı, hastalıklara dayanımı ve hasadı birbirinden farklıdır.

Bağ kurarken salkımda yeknesak bir tane tutumunu sağlamak için seçilen çeşitlerin döllenme biyolojisi açısından çiçek yapılarının iyi bilinmesi gerekir. Çavuş, Tahannebi, Hönüsü ve Karagevrek gibi morfolojik erdişi fizyolojik dişi çiçek yapısına sahip olan çeşitler seçildiği zaman (bunlar kendine kısır olduğundan) mutlaka en uygun dölleyici (babalık) çeşitlerinde seçilerek birlikte belli oranda dikilmesi gerekir.

Dölleyici çeşit (babalık) seçiminde dikkat edilecek noktalar şunlardır

  • 1- Dölleyicinin bol çiçek tozu oluşturması ve çiçek tozlarının çimlenme oranının yüksek olması gerekir.
  • 2- Dölleyici çeşitle, ana çeşidin çiçeklenme dönemlerinin birbirine uyması gerekir.
  • 3- Dölleyici çeşidin çiçeklenme döneminin uzun olması gerekir.
  • 4- İki çeşit arasında döllenmede kısırlık olmamalıdır.
  • 5- Dölleyici çeşidinde o bölge için ekonomik öneme sahip bir çeşit olması gerekir.

Çeşit seçiminde en önemli belirleyicilerden birisi de ürünün nasıl değerlendirilip, pazarlanacağı yani çeşidin kurutmalık mı, sofralık mı yoksa şaraplık mı olacağıdır. Örneğin, genellikle kurutmalık olarak değerlendirilen Çekirdeksiz üzüm (Yuvarlak ve Sultani) gerektiğinde sofralık ve şaraplık olarak da satılabilme avantajına sahiptir.

Şunu da unutmamak gerekir ki; anaç ve çeşidin, bölgenin iklim ve toprak yapısına uygun olması kadar çeşit ile anacın iyi bir affinite oluşturması çok önemlidir. Uygun affinite sağlayamayan kombinasyonlarda yavaş ve zayıf gelişme, silkme, kalitesiz ve küçük tane, verim düşüklüğü ve hatta daha ileriki safhalarda aşı atma ve kurumalar görülebilir.

Bağ Tarımı Asmalarda Dikim

Asma fidanları ilkbaharda veya sonbaharda dikilir. İklimi çok sert geçen yerlerde ilkbahar dikimi, iklimi mutedil yerlerde ise sonbahar dikimi yapmak daha uygundur. İlkbahar dikimi yapılacak yörelerde dikim ne kadar erken yapılırsa asma yağışlardan ve büyüme devresinin uzunluğundan yararlanarak daha iyi gelişir. Dikim işlemine toprak tava gelip ısınınca hemen başlanmalıdır.

Asma fidanlarının dikiminden önce sıralara verilecek yön ile aralık ve mesafenin belirlenmesi gerekmektedir. Yön, genelde arazinin şekli ile ilgili bir sorun yoksa, en iyi güneşlenmenin sağlandığı kuzey-güney doğrultusunda olmalıdır. Şiddetli ve devamlı esen rüzgarların bulunduğu yerlerde ise telli terbiye sistemleri hakim rüzgar yönüne paralel olmalıdır. Böylece bağın iyi havalanması sağlanır ve rüzgarlardan fazla zarar görmez.

Yeni bir tesiste asmalara verilecek aralık ve mesafeler seçilen çeşide ve gelişme durumuna, anaca, iklim ve toprak faktörlerine, toprağın işlenme durumuna, uygulanacak terbiye sistemine bağlı olarak tesbit edilir. Taban topraklarda yetiştirilen kuvvetli çeşitler için omca başına 9-10 m2 gibi (3×3 m) geniş alanlar gerekli iken, zayıf topraklar ve zayıf çeşitler için 4-5 m2’lik (2×2 m, 2,5×2,5 m) sahalar yeterli olmaktadır. Ülkemizdeki bağ bölgelerinde 1,40-3,5 m’ye kadar değişen aralık ve mesafeler mevcuttur. Çekirdeksiz üzüm çeşidi için bu değerler Goble’de 3×3, 2.75×2.75, 2.50×2.50, 2.25×2.25 m, telli sistemli bağlarda ise 3.5×3, 3.5×2.5, 3×2 m olabilir. Telli terbiye şekillerinin uygulanacağı bağlarda toprak işleme, ilaçlama, gübreleme gibi işlemlerde traktörden yararlanılacağı düşünülerek, sıra arası traktörün çalışabileceği genişlikte olmalıdır.

Dikim kare, dikdörtgen, üçgen ve kontur yapılabilir. Kare dikim sıra aralık ve mesafelerinin aynı olduğu (daha çok Goble’de), dikdörtgen dikim sıra aralık ve mesafelerin eşit olmadığı telli terbiye şekillerinde kullanılır. Üçgen dikimde ise mesafeler eşit olmasına rağmen ikinci sıraya dikilecek fidanlar, birincilerin arasına girecek şekilde bir üçgen oluşturularak dikilirler. Kontur dikim ise meyilli arazilerde uygulanır. Sıralar meyile dik olacak şekilde yerleştirilip, sıra üzeri mesafeler eşittir. Sıra arası meyil çizgisine göre düzenlenir.

Bağ Tarımı Asmalarda Terbiye

Asmalara verilen şekiller, fidan dikim veya aşı yılından başlayarak asmanın gelişme devresi olan 3-5 yıl içinde tamamlanan şekillerdir. Terbiye şekli; gövde, çok ve tek yıllık dallarla sürgünlerin yer, şekil, yön ve sayılarını ifade eder. Terbiye şekli, baştan belirlenmeli ve ilk yıldan başlanarak doğru bir şekilde oluşturulmalıdır. Aksi halde terbiye şeklinde oluşacak yanlışlıkları düzeltmek, emek ve ürün kaybına yol açar.

Asmalara çeşitli şekilleri vermenin amacı; asmaları çevrenin olumlu etkilerinden en fazla, olumsuz etkilerinden en az şekilde etkilenmelerini sağlamaktır. Bu amaçla çeşitli ülke ve ekolojilerde farklı terbiye şekilleri geliştirilmiştir. Kültür asmalarına verilecek şekillerde aranılacak özellikler şunlardır.

  • 1-Verilecek şekiller, bağda kültürel işlemlerin kolayca yapılmasına (mekanizasyona) olanak sağlamalıdır.
  • 2-Verilecek şekiller, çeşitlerin ürünle yüklenmesine (şarjına) ve gelişme kuvvetine uygun olmalıdır.
  • 3-Verilecek şekiller, iklim olaylarının zararlı etkilerini azaltabilmelidir.
  • 4-Verilecek şekillerin, üzümde kaliteyi arttırıcı etkisi olmalıdır.
  • 5-Seçilen şekillerin, asmaya verilmesi ve devam ettirilmesi kolay olmalıdır.
  • 6-Verilecek şekillerin yatay ve dikey desteklenmesinde kullanılacak materyalin temini kolay ve ucuz olmalıdır.

Seçilecek terbiye sisteminin prensipleri şöyle olmalıdır:

  • 1-Her türlü mekanizasyona ve bunun geliştirilmesine;
  • 2-Dalların ve sürgünlerin omca üzerinde düzgün bir şekilde dağıtılmasına;
  • 3-Büyüme ve gelişme ile verimlilik arasındaki fizyolojik dengenin korunmasına;
  • 4-Omcaların kapasitelerine uygun olarak yüklenmesine;
  • 5-Gelişen teknoloji ve yeni tekniklerin uygulanmasına;
  • 6-Kış budama, toprak işleme, hastalık ve zararlılarla mücadele, sulama ve gübreleme, hasat gibi kültürel uygulamaların kolaylaştırılması ve daha az masrafla gerçekleştirilmesine;
  • 7-Asma organlarının güneşten en etkili şekilde yararlanmasına;
  • 8-Verim ve kaliteyi doğrudan etkileyen yaprak alanının optimal düzeyde arttırılmasına;
  • 9-Olumsuz iklim koşullarından (don, dolu, rüzgar, yüksek ve düşük nem, şiddetli güneş ışığı vb.) asmaların en az düzeyde etkilenmesine;
  • 10- Yaz budamalarına duyulan gereksinimin en aza indirilmesine; olanak sağlamalıdır.

Üzüm Nerede ve Hangi Mevsimde Yetişir?

Üzümün anavatanının Anadolu’yu da içine alan Küçük Asya, Kafkasya’yı kapsayan bölge olduğuna inanılıyor. Çok eski bir bağcılık kültürüne sahip olan Türkiye, birçok farklı üzüm çeşidine de ev sahipliği yapıyor. Ülkemizde 1200 kadar farklı üzüm çeşidi yetiştirilebiliyor. Türkiye üzüm yetiştiriciliği için en elverişli topraklarda yer alıyor. Türkiye’nin Ege, Marmara, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde üzüm yetiştirilebiliyor. Ticari ve amatör olarak yapılan bağcılık ile Türkiye, dünyada bağ alanı açısından 4. sırada, yaş üzüm üreticiliğinde ise 6. sırada yer alıyor. 

Üzüm Yetiştirme Teknikleri Nelerdir?

Üzüm yetiştirme teknikleri arasında temel beş üretim yöntemi sayılıyor. 

  • Tohumla çoğaltma: Islah çalışmalarında kullanılan yöntem için tohumlar tane etinden ayrılıyor, yıkanıp kurutuluyor. Ekim zamanına kadar kese kağıdı içinde, nemden uzak şekilde korunuyor. Çimlenme için aralık ocak ayları civarında, nemli kum veya harç içine 3-4 cm aralıkla ekilen ve 4-5 derecede tutulan tohumlar, 3 ay süre ile katlanmaya bırakılıyor. Katlama ile soğuklamanın ardından gibberellik asit solüsyonu uygulanarak, mart ayı başında 25-27 derece sıcaklıkta ve %80 nem oranında seraya konularak çimlendiriliyor. Sonra alıştırma serasına alınan asmalar, sonbaharda 50-60 cm kadar sürgün oluşturuyor. İkinci yaz ile aasma boyu 2 metreye ulaşıyor.
  • Daldırma yönteminde asmanın bir yıllık dalı gövdeden ayrılmadan toprağa daldırılıyor. Köklendirilerek çoğaltılıyor. Bir yıllık dal boş alana uzatılarak ortalama 25-30 cm kadar derinlikte çukura gömülüyor. Dal ucu sonrasında toprağın üstüne çıkarılarak herek bağlanıyor. Göz üzerinden udama, toprak altındaki gözlerin köreltilmesi gibi kültürel işlemlerin ardından ertesi yıl, dalın asma ile toprak altında kalan kısmı kesiliyor.
  • Çelikle çoğaltımda çelik alınacak yıllık çubuklar, anaç kütüğünde, dip kısmında bir göz bırakılarak kesiliyor. Aynı uçlar bir tarafa gelecek biçimde demet haline getirilen çubuklar, çelik kesim ve tasnif yerlerine götürülüyor. Bir yıllık dallardan 20-40 cm uzunluğunda çelikler hazırlanıyor. Bu çeliklerin 6-10 mm çapında olması gerekiyor.
  • Aşı ile çoğaltma yönteminde ise masa başında aşılama ve bağda aşılama yöntemleri kullanılıyor.

Üzüm Hasadı Nasıl Yapılır?

Sofralık üzümler olgunlaştığında hasat ediliyor. Olgunlaşma, üzümün renginden, salkım sapının ve iskeletinin renginden, çekirdek renginden, tane etinin çekirdekten ayrılmasından ve lezzetten anlaşılıyor. Olgunluğun tespiti için asit ve şeker oranın test edilmesi en güvenli yol olarak görülüyor. 

  • Hasat yapılırken makas veya bıçak kullanımı öneriliyor.
  • Olgun salkımlar hasat ediliyor.
  • Tanelerdeki pus tabakasının silinmemesi önem taşıyor.
  • Salkımlar zedelenmeden hasat yapılıyor.
  • Kesilen salkımların yavaşça toparlanması, kaplara konulması önemseniyor.
  • Salkım, sapından tutularak kesiliyor, elle kopartılmıyor.

Üzüm Yetiştiriciliği Karlı Mıdır?

Üzüm yetiştiriciliğinde karlı bir model olması açısından sözleşmeli üretim modeli benimsenebiliyor. Ticari ve sınai firmaları, üreticilerle anlaşıyor. Üreticiler; ekim, dikim veya üretim öncesinde belirli bir ekim alanında üretimi gerçekleştirme sorumluluğunu üstleniyor. Üretim şeklinde, firmalar da elde edilecek ürünü belirli şartlarda almayı garanti ediyor. Samsun Tarım İl Müdürlüğü’nün yayınına göre, üreticiyi satış, sanayiciyi hammadde ve kaliteli ürün derdinden kurtaran sözleşmeli model, ülkemizde sıklıkla kullanılıyor. 

Bağ Tarımı Asmanın Sulanması

Bağ Tarımı Asmanın Sulanması
Bağ Tarımı Asmanın Sulanması

Sulama, toprağın verimlilik ve yapısına zarar vermeden birim alandan daha fazla ürün almak için, asma kök derinliğindeki eksik nemi yapay olarak tamamlamak ve kullanılabilir nemi en uygun düzeyde tutmaktır. Yağış rejimi düzensiz ve yetersiz ise bağlarda mutlaka sulama yapılmalıdır.

Ülkemizde bağcılık yapılan bölgelerde yağışlar, kış veya ilkbahar aylarında düşmekte ve topraklarımızda biriken (rezerv) su, haziran ortalarına kadar genellikle yeterli olmaktadır. Haziran ayından sonra iklimi çok kurak geçen yerlerde gerekli olan suyu mutlaka sulama ile karşılamak gerekir.

Asmanın normal bir büyüme ve gelişme gösterebilmesi için kök derinliğindeki nem oranı sürekli solma noktasına düşmemelidir. Nem kapsamı bu düzeye düştüğü zaman asma devamlı solma gösterir, köklerin çevresinde su olsa bile tekrar canlanamaz, büyüme ve diğer bitki fonksiyonları devam edemez, asma stress belirtileri göstermeye başlar. Sürekli solma noktası bitki gelişmesinde kritik bir noktadır. İlkbahar ve yaz dönemi başlangıcında, etkin kök bölgesinde uygun toprak nemi, yeterli besin maddesi olan ve dikkatli uygulanan kültürel koşullar altında gelişen asmada; önce kuvvetli bir sürgün ve yaprak büyümesi görülür, daha sonra sürgün büyümesi giderek yavaşlar ve tane irileşmeye başlar. Sürgün büyümesi, olgunlaşma dönemine doğru giderek azalır, hasattan bir süre önce ve sonra iyice yavaşlar. Özellikle hasattan sonra sürgün giderek odunlaşır ve yalnızca sürgün ucu çok az bir büyüme gösterir. Yaprak büyümesi ise tamamen durur, çeşide bağlı olarak yeşilden sarımsı yeşile, kırmızıya, kırmızıdan yeşile doğru değişir ve sonra dökülürler.

Asmanın kök bölgesinde yeterli nem olduğu sürece bu olaylar normal bir şekilde gelişir. Ancak yukarıda da söz edildiği gibi etkin kök derinliğindeki nem, yetersiz duruma düşerse asmada başlıca şu belirtiler görülür:

  • 1-Sürgün gelişmesi önce yavaşlar sonra tamamen durur, sürgünler kısa ve zayıf kalır, erken odunlaşmaya başlarlar.
  • 2-Önce sürgün ucu ve genç yapraklar solmaya ve pörsümeye başlar, yaprak renkleri, canlı yeşil renklerden koyu grimsi renklere dönüşür.
  • 3-Eğer su azalmaya devam ederse, genç yapraklar kenarlarından kıvrılmaya başlar, yaşlı yapraklar kenarlarından başlayarak kahverengileşir ve giderek kurur, ölür ve sonuçta dökülürler.
  • 4-Yaprak koltuklarında farklılaşan kışlık gözler, verimlilik yönünden farklılaşmazlar.
  • 5-Gelişmekte olan taneler, tam iriliğine ulaşamazlar, renkleri tam gelişmez, kabukları kalın, genellikle kuru madde oranı düşük ve asit oranı yüksek olur.
  • 6-Olgunlaşma gecikir ve üründe hem kalite hem de kantite düşük olur.
  • 7-Şaraplık üzümlerde şıra oranı düşük olduğu gibi aromatik maddelerin, tanede yeterli sayıda ve miktarda sentezlenmesi de geri kalır ve bu yüzden elde edilen şarabın kalitesi düşük olur.
  • 8-Tane irileşme döneminde yeterli nem bulamamış ise asmaya sürekli solma noktasına ulaştıktan sonra su verilse bile taneler normal iriliğine ulaşamazlar ve ayrıca donuk renkli kalırlar.
  • 9-Normal koşullarda hasattan hemen önce veya sonra kök bölgesinde nemin azalması, sürgün gelişmesini sınırlandırdığı için olgunlaşmayı hızlandırabilir. Ancak bu da tanede (normal olgunlaşmada olduğu gibi) turgoriteden kaynaklanan diriliği, gevrekliliği ve tane eti sertliğinde bir artış sağlayamaz.
  • 10-Hasattan sonra asmada genellikle sürgün büyümesi çok azdır. Daha çok sürgünler olgunlaşarak odunlaşırlar. Etkili kök bölgesindeki nemin sürekli solma noktasının üzerinde bulunması bu odunlaşmanın daha iyi olmasını sağlamaktadır. İyi odunlaşan sürgünler ise düşük kış sıcaklıklarına daha iyi dayanırlar. Bu nedenle hasattan sonra da gerektikçe bağlar sulanmalıdır. Özellikle sıcak ve kurak bölgelerde yetişen ve Haziran-Temmuz aylarında hasat edilen sofralık üzümlerde asma hasattan sonra en az bir veya birkaç defa sulanmalıdır.

Asmanın su tüketimi, vegetasyon devresinde hem bitkinin transpirasyonla harcadığı, hem de kapillarite denilen kılcal hava boşluklarından toprağın evaporasyonla buharlaştırdığı su toplamıdır. Yani asmanın su tüketimi evapotranspirasyonla kaybolan suyun toplamına eşittir.

Sulamanın başlıca amacı; asmada vegetatif ve generatif gelişme yönünden denge sağlamak üzere tüketilen suyun, uygun miktarda ve doğru bir zamanda karşılanmasıdır.

Ülkemizde bağlar sulanmaz diye genel bir kanı vardır. Ancak iyi kaliteli bir verim için gerektikçe sulama mutlaka yapılmalıdır. Sulama, verim artışının % 30-40 oranında sağlandığı bir kültürel uygulamadır. Ülkemizde Göller bölgesinde ve Ege bölgesinde özellikle çekirdeksiz üzüm bağlarında sulama yapılmaktadır. Kurak ve yarı kurak geçen bağ bölgelerinde sulama yapılmalıdır.

Asmanın, 1 gr kuru madde meydana getirmesi için yapraklarından 1 litre su harcaması gerekir. Yapraklardan normal koşullarda her cm2’den saatte 20-60 ml su buharlaşmaktadır (20-60 ml/cm2/h). Ayrıca vegetasyon içinde 450 mm/m2 suya gerek duymaktadır. Bunun 250-300 mm’si bu dönem içinde buharlaştığından, asmada normal bir gelişme ve meyve verimi için vegetasyon devresi içinde yaklaşık olarak 700-750 mm/m2 yağış alması gerekir. Eğer bu miktar topraktan sağlanamazsa özellikle kurak ve yarı kurak iklim koşullarında sulama ile bunun karşılanması gerekir.

Yukarıda görüldüğü gibi asmanın vegetasyon devresi içinde gerek duyulan su ihtiyacı (yağış), o devre içinde düzenli bir dağılış göstermelidir. Bağlardan maksimum verim elde etmek için sulamada verilecek su miktarı üzüm çeşidine, anacın kök sistemine, toprak tipine, asmanın vegetasyon devresinde aldığı yağışlara ve bunun yıl içindeki dağılışına, sulama sistemine ve kültürel uygulamalara göre değişmekle birlikte 150-2500 mm arasında değişen bir değer gösterdiği belirtilmektedir.

Bağ Tarımı Hastalık ve Zararlılar

Bağ Tarımı Hastalık ve Zararlılar
Bağ Tarımı Hastalık ve Zararlılar

Bağlarda en çok bağ zararlıları (floksera, nematodlar, salkım güvesi, tripsler, bağ uyuzu, kırmızı örümcekler, bağ maymuncuğu, haziran böcekleri, kuşlar, arılar vb.), mantari hastalıklar (külleme, mildiyö, ölü kol, antraknoz, gri küf, kav, kök çürüklüğü vb.), bakteriyel hastalıklar (bağ kanseri, bakteriyel yanıklık, asma vebası vb.), virüs ve virüs benzeri hastalıklar (kısa boğum, yaprak kıvırcıklığı, benek ve sarı benek hastalıkları vb.) etkili olarak bağda önemli ekonomik kayıplara sebep olabilmektedirler. Günümüzde bu kayıpları en aza indirmek amacıyla entegre mücadele yöntemi uygulanması tavsiye edilmektedir. Bu sayede hem ekonomik kayıplar düşürülmekte hem de çevre ve doğaya fazla zarar verilmemektedir (26).

Entegre mücadele; hastalık ve zararlı türlerin populasyon dinamikleri ile çevre ilişkilerini dikkate alarak, uygun olan bütün mücadele metodlarını ve tekniklerini uyumlu bir şekilde kullanarak, bunların populasyonlarını ekonomik zarar seviyesinin altında tutan bir sistemdir.

Entegre Mücadelenin Önemi
Gelişigüzel ve yoğun olarak kullanılan ilaçlar;
– Canlılar arasında varolan doğal dengeyi bozar,
– İnsan ve sıcakkanlılarda doğrudan veya dolaylı olarak zehirlenmelere yol açar,
– Toprak, su ve hava gibi çevre unsurlarında kirlenmeye neden olur,
– Hastalık ve zararlıların zamanla ilaçlara karşı direnç kazanmalarına neden olur,
– Ürünlerde kalıntı bırakır.

Entegre Mücadelenin Amacı
– Bitkisel üretimin arttırılması, kaliteli ve pestisit kalıntısı bulunmayan ürün elde edilmesi,
– Doğal düşmanların korunması ve teşvik edilmesi,
– Tarla, bahçe ve bağların düzenli olarak kontrol edilmesi,
– Çiftçilerin kendi tarlası, bahçesi veya bağının uzmanı haline getirilmesi.

Entegre Mücadelenin İlkeleri
– Entegre mücadele programları, ana hastalık ve ana zararlı hedef alınarak hazırlanır,
– Diğer hastalık ve zararlılar göz ardı edilmez. Ancak diğer zararlılar ile mücadele zamanına karar vermede ekonomik zarar eşikleri dikkate alınır,
– Hastalık, zararlı ve yabancı otlarla mücadelede kültürel önlemlere öncelik verilir,
– Entegre mücadelede doğada mevcut faydalıların korunması ve desteklenmesi esastır,
– Eğer kimyasal mücadele yapılacaksa, sıcakkanlılara ve faydalılara zehirliliği en düşük, dayanıklılık riski az, çevre dostu, kısaca entegre mücadeleye uygun ilaçlar seçilir,
– Entegre mücadelede hastalık, zararlı ve yabancı otların mücadelesi birbirini destekleyici olmalıdır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>